“DAHA İYİ BİRİ OLMAK İSTİYORUM”

 

27 Ekim 2013 tarihli Dave Gahan (Depeche Mode) röportajı. 

Depeche Mode dünya turnesine başlıyor ve bir grup gazeteci, basın toplantısı için Paris’teyiz. Her şey olağanüstü cool! Basın toplantısından sonraki gün Dave Gahan ile röportaj yapacaktım. Beklediği odaya girdim, ayağa kalkıp elimi sıktı. Elinde kocaman bir kurukafa yüzüğü, boynunda siyah taşlı minik bir kurukafa kolyesi… Başkası taksa nasıl da çirkin durur! Önünde onlarca poster ve fotoğraf, imzalıyordu. Bu arada ben de imzalaması için bir fotoğraf uzattım, gayet sıcakkanlı ve enerjik bir şekilde imzaladı ve röportaja başlayabileceğimizi söyledi.

Röportaj vermekten, bunca fotoğrafı imzalamaktan sıkılmıyor musunuz?Senelerdir aynı şeyler…

Hayır. Zaten çok sık yaptığım bir şey de değil. Ama bazen yaptığın müziği birilerine açıklamak zor oluyor. Müzik müziktir. Ya seversin ya da sevmezsin. Umarım yeni albüm de insanları sürükler. Bence iyi. Zaten öyle olmasaydı açıkça söylerdim ve bir daha da müzik yapmazdım. Bence çok iyi bir albüm oldu. İyi şarkılar kaydettik ve en iyi olanaklarla yaptık. Bazı şarkıların mix’lerini de dinledim. Mix’ler Londra’da yapıldı ve çok iyi oldu.

Martin de bazılarının şimdiye kadarki en iyi şarkılarınız olduğunu söyledi dün. Bu albümü bu kadar iyi yapan ne?

Bu kez ben New York’ta arkadaşım Kurt Uenala ile şarkıları yazdım ve demolarını hazırladım. Bir yandan da Martin’in şarkı yazdığını biliyordum. Bununla ilgili o dönem konuşmuyorduk. O Santa Barbara’da yazıyordu ben New York’ta ve bu senenin başında bir araya geldik. Gördük ki tema olarak şarkılar birbirleriyle aynı çizgide. Hayatla, insanlarla ilişkilerimizle ilgili sözler… Müzikte de bir blues etkisi var. Şarkıları dinlerken öfkemi, dünyayı görüş şeklimi, bir şeyi değiştirip değiştiremediğimi söylediğimi fark ediyorum. Yani blues söylüyorum. Biliyorum ki yıllardır Depech Mode’un müziği insanları etkiliyor, hayatlarında bir şeyler yapmaları için ilham veriyor. Umarım böyle olmaya devam eder. Bunu ancak sahnede şarkıları söylerken görebileceğim. Çünkü bir albüm kaydederken biraz soyut bir durum oluyor. Bitirdikten sonra bir adım geri gidip bakmalısınız. Biz şu anda o noktadayız.

Bütün şarkılar bitti mi?

Evet. 20 kadar şarkı kaydettik ve Martin’le birlikte yaklaşık 12’sini seçtik. Geri kalanlar da kötü değildi ama bu albümde olmasını istediklerimizi seçtik. Albümü bir canlı performans gibi düşünürüm. İnsanlar şarkılarla seni takip ediyorlar ve onları bir yere götürüyorsun. Eğer duygusal olarak hareketlenmek istiyorlarsa hareketlendiriyorsun, sakinlik istiyorlarsa onu alıyorlar.

Her zaman çok fitsiniz; sağlık sorunlarınıza rağmen. Bunca senedir ruhsal olarak sağlıklı kalmayı başarabildiniz mi?

Çok fazla yardım alıyorum. Sanırım evren bana yardım ediyor. Her zaman benden büyük bir şeyin beni taşıdığını hissediyorum. Ama sonuçta ben de bir insanım. Ben de savaşıyorum. Ama bazen yatağa girip pizza sipariş edip bir hafta orada kalmak istiyorum. Ama yapamam. Yani bazen yapıyorum ama sürekli yapamam. Hayatla ilgili heyecanlarım var. Bundan 15–20 yıl önce artık hiçbir şey için heyecanlanamıyordum. Hayatımın öyle bir noktasındaydım ki hayata katılamıyordum. Bugün, o durumdan çok uzağım. Kendime bakmayı seviyorum; elimden geldiğince. Sahnede kendimi iyi hissetmeyi seviyorum. Turnede olduğumda bütün mesele bundan ibaret oluyor. Ailem ve arkadaşlarım kendimi tamamen kapattığımı, müziğe adadığımı söylüyor ama ben sadece konser performansına odaklanıyorum. Herkes gibi evime gitmek, ailemin yanında olmak istiyorum. Ama zorluğu da seviyorum.

İngiliz ikili Soulsavers ile Depech Mode olarak değil ama sizin yaptığınız ortak bir albüm var. Gerçekten çok iyi şarkılar…

O çalışmadan çok zevk aldım. Bir hediye oldu o. Son turneden sonra hastalandım ve sağlığımla uğraşmak zorunda kaldım. (Hastalığının ne olduğunu söylemiyor.) Hâlâ da uğraşıyorum… O yüzden de hiçbir şey yapmak istemiyordum. Soulsavers albümündeki şarkılar bir şekilde içimden çıkmayı bekleyen şeylerdi. Bir şeylerin telafisi, yaşadığım hayatta daha iyi bir insan olmam için, içimden gelen bir şeydi… Şarkılardaki kişi bendim. Ya da olmak istediğim kişiydi. Daha iyi biri…

Eğer müziğe bugün başlıyor olsaydınız gruba başka bir isim verir miydiniz?

Bilmiyorum! Depech Mode adından ben sorumlu olduğuma göre bir şey söyleyemem. Sanırım bugün olsa, grubun adına “Sen karar ver” derdim!

Andy Fletcher:

MÜZİSYENLİK DÜNYANIN EN İYİ MESLEĞİ

Depech Mode heyecanım turnenin açıklandığı tarihlerde Paris’te Dave Gahan (Grubun efsane vokali) ile yüzyüze röportaj yaptığımda başlamıştı. Şimdi Andy Fletcher ile telefon konuşmamla devam ediyor. 17 Mayıs’ta Küçükçiftlik Park’ta saat 21.00’de gerçekleşecek konser için geri sayım yaparken bu sohbete siz de okuyarak dahil olmak istiyorsanız, buyurun Andy Fletcher karşınızda.

İlk İstanbul konserinizle ilgili ne hatırlıyorsunuz?

Çok renkli, bambaşka bir şehir… Dinleyici kalabalığı da muhteşemdi.

2013 Dünya Turnesi kapsamında geleceksiniz İstanbul’a. Ve neredeyse 30 senedir turnelere çıkıyorsunuz. Yollarda olmaktan sıkıldığınız oluyor mu hiç?

Seyahat etmek sıkıcı değil daha çok yorucu olabiliyor. Her gün başka şehirde konser verdiğimiz dönemler var. Seyahat yorucu olsa da konserler her seferinde şahane ve o yorgunluğa değiyor. Zaten müzik kariyerinin yarısı stüdyoda olmaksa diğer yarısı canlı çalmak demek. Ve bence dünyadaki en iyi meslek müzisyenlik.

Çıktığınız ilk turneyi hatırlıyor musunuz?

Evet bir karavanın arkasında yol alıyorduk ve hiç konforlu değildi…

İlk yıllardan bugüne kulisinizde neler değişti?

İlk yıllarda bir kulisimiz yoktu ki!

Değişmeyen bir şey var mı?

Futbol!

Mesleğinizin bir kısmı da röportaj sorularına cevap vermek… Bundan şikâyet ettiğiniz oluyor mu?

Dediğin gibi bu işin bir parçası. Bir albüm yapıyoruz ve insanların bunu duymasını istiyoruz. İşin ilginç yanı şu ki sen röportaj vermek istediğinde, yani henüz çok tanınmazken soru soracak çok gazeteci olmuyor. Senin için artık müziğini duyurmak daha kolay olan bir pozisyona geldiğindeyse soru sormak isteyen binlerce gazeteci oluyor. Üstelik ne kadar uzun süre sahnelerde, müzik hayatında olursan soruların sayısı da artıyor. Bu yüzden de işin en zor kısmı röportaj vermek haline geliyor…

‘YAŞLANDIKÇA AKILLANDIK’

Depech Mode’un ilk zamanlarını, o heyecanı özlüyor musunuz?

O dönemler çok gençtik. Her şey yeniydi ve yeni olan heyecan vericiydi. Yaşlandıkça akıllandık. Galiba akıllandık. Yine de hala her yaptığımızdan zevk alıyoruz. Yıllar içinde çok güzel anılar biriktirdik ve şimdiki halimizden memnunuz.

Bildiğim kadarıyla artık hepiniz başka ülkelerde hatta başka kıtalarda yaşıyorsunuz.

Evet, ben İngiltere’de Londra’dayım. Martin (Gore) California’da. Dave (Gahan) New York’ta. Yani dağılmış durumdayız.

Bu mesafelere rağmen yeni şarkılar yapmayı nasıl başardınız?

Stüdyoda olduğumuz zaman zaten birbirimizi her gün görüyoruz. Dave de Martin de Amerikalı kadınlarla evliler ve Amerika’da yaşamayı tercih ettiler. Bu hiçbir zaman bizim birlikte çalışmamızı engellemedi. Eskisi kadar çok sık görüşmüyoruz, iş dışında birlikte vakit geçirmiyoruz. Tek fark bu.

Sizce Martin’i eşi mi daha iyi tanıyor siz mi?

Sanırım ben Martin’i eşinden daha iyi tanıyorum. Neredeyse 42 yıldır arkadaşız. Ama bunu o duyarsa ne der bilmiyorum.

Hayatlarınızdaki kadınlar için sizin bu bağınız rahatsız edici değil mi?

Hayır, biz kardeş gibiyiz. O yüzden hayatımızdaki kadınlarla birlikte hepimiz bir aileyiz.

Dave (Gahan) ciddi sağlık sorunları yaşadı. Onunla röportaj yaptığımda iyi olduğunu söylemişti. Şimdi nasıl?

Yüzde 100 iyileştiğini söyleyebilirim. Tanrı’ya şükürler olsun.

Dave’in hastalık süreci sizin için nasıl geçti, zorlandınız mı?

Bunu kabul etmek durumundaydık. Herkesin başına gelebilir. Neyse ki çok iyi bir hastanede tedavi gördü. Şanslıydı. Çok erken teşhis konuldu bu da onun için bir şans oldu. Şimdi çok sağlıklı ve fit!

Siz aynı zamanda Depech Mode’dan bağımsız olarak DJ’lik yapıyorsunuz. Hangisi sizin için daha tatmin edici; grup olarak sahnede bulunmak mı bireysel olarak DJ setinin başında olmak mı?

Açık ara grupla sahnede olmak daha tatmin edici. DJ’lik çok güzel bir iş. Tek başıma olmayı seviyorum. Daha fazla insanla tanışmamı sağlıyor DJ’lik yapmak. Depech Mode ile birlikte olunca daha çok brilikte hareket ediyoruz ve kendimden ziyade grup olarak dinleyici karşısında oluyorum. Yine de sahnede olmanın yerine hiçbir şey geçemez.

1_dQDrvV8UW_2BIoB3DDsXqA

Röportaj sonunda, otel odasının kapısında beni uğurlarken bileğimdeki dövmede ne yazdığını sordu. “Yalnızlık ve sessizlik” dedim. Sarıldı, “Sen de bizdensin” dedi. Hatırlayınca bile ayaklarımın yerden kesildiğini söylemeye gerek var mı?

BONUS: Andy Fletcher ile telefon röportajım!  MÜZİSYENLİK DÜNYANIN EN İYİ MESLEĞİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s